Planör nedir nasıl uçar

Planör, hava akımlarının yardımıyla uçan, motorsuz hava taşıtıdır. Tekrar belirtmek gerekirse, Planör motorsuz bir uçaktır. Geniş uzun kanatlarının yardımı ile ve rüzgarla havalanır. Havanın içinde kayarak yol alır. Motoru olmadığı için sessizdir. Bir pilot tarafından idare edilir.

Planör tıpkı bir uçak gibidir. Yalnız, havanın kendisini taşıyabilmesi için kanatları hem çok uzun, hem de çok geniştir. Hafif olması için genel olarak tahtayla bezden yapılmıştır. Tıpkı bir uçurtmayı ipinden çekerek havalandırır gibi önündeki bir uçak, bir otomobil, ya da insanlar tarafından hızla çekilerek havalandırılır. Havaya yükselen plânör, rüzgârlardan yararlanarak uzun süre yere inmeden kalabilir. Yükselen hava cereyanları, bilhassa «boranbulut» (kümülo-nimbüslerin altındakiler) plânörü kaldırırlar. Usta bir pilot planörle yüzlerce kilometre uçabilir ve 2 güne yakın havada kalabilir.

Kuşlara özenerek uçmak düşüncesi, insanlarda çok eski tarihlere dayanır. Kuşların uçuşunu taklit etmek yanında yükseklerden paraşüte benzer şemsiyeler ve kartal kanatlarıyla süzülmek gibi deneyler insanları hep cezbetmiştir. Bu konuda Türklerin çalışmaları ve başarıları dünya havacılık tarihinde saygı ile anılacak kadar büyüktür. 1022 yılında Türk bilgini Nişaburlu İmam İsmail Cevheri, düz kanatla Nişabur Camiinin kubbesinden atlamış ve şehit olmuştur. Çok geniş bilgisinden dolayı halk arasında “bin fenli” manasına gelen “Hezarfen” lakabı ile anılan Ahmed Çelebi, Dördüncü Murad Han (1623-1640) zamanında yapmış olduğu kanatlarla Galata Kulesinin tepesinden güney rüzgarı ile uçarak Üsküdar’ın Doğancılar Meydanına bir kartal heybetiyle inmeye muvaffak olmuştur. Yine aynı tarihlerde Lagari Hasan adında bir Türk, 50 Okka (yaklaşık 61 kg) barut kullanarak, yedi kollu bir fişek yaparak, Sarayburnu’ndan üzerine bindiği fişeği ateşleyerek havaya yükseldi ve barutu bitince sağlıklı bir şekilde Sinanpaşa Sarayı önünde denize indi.

1861 yılında Atıf Bey, tahta ve sacdan yaptığı bir uçuş aracı ile kısa da olsa uçmaya muvaffak oldu.

Havacılığın ilk zamanlarında hafif motorların olmayışı, gelişmeyi engelledi ve havacılar uçmak için motorsuz planörleri kullanmak zorunda kaldılar. Bu sebepten planörün tarihi motorlu uçaklardan çok daha eskidir.

İlk planör yapımcısı İngiliz Sir George Cayley, 1849 yılında yaptığı bir planörle Yorkshire’de küçük bir çocuğu uçurdu. 1853 yılında da, arabacısının uçmasını sağladı. Bundan sonra Fransız deniz subaylarından Löbri martı kuşuna benzer bir planör yaparak, 1867 yılında uçmaya muvaffak oldu. Bu yapılan çalışmalar gelecek için kıymetli esaslar hazırlamışsa da, uçuş yapabilecek özellikte bir araç imalinden uzak kalmıştır. Bu yolda uçmaya müsait ilk araç, Alman Mühendislerinden Otto Lilienthal tarafından yapılmıştır. Aerodinamik hakkında birçok esasları kullanarak, yüzlerce uçuş tecrübesi yapan bu zat, dümenlerle planöre havada yön vermeye muvaffak olmuştur. Bundan sonra İngiliz Percy Pilcher planöre bir iniş takımı ilave etmiş ve inişler tekerlek üzerine yapılmaya başlanmıştır.

Amerikalı Wright Kardeşler, denge meselesine çare olarak planörün kanatlarına birer kanatçık ilave etmişler ve bu sayede dönüşler daha kolay yapılmaya başlanmıştır. Yine Right Kardeşler 16 Aralık 1903’te planöre motor takmak suretiyle, ilk motorlu uçağı uçurmaya muvaffak olmuşlardır.

Bu tarihten sonra, planör uçuşlarına yalnızca uçmayı öğrenmek isteyenler önem verdiler ve planörler 1920-1921 yıllarında Wasserkuppe’da yapılan planör yarışmalarına kadar önemini kaybetmiştir.

Söz konusu yarışmalardan sonra, planörle uçuş, bir spor olarak bütün Avrupa’ya yayıldı. İlk milletlerarası planör yarışması, 1937 yılında Almanya’da düzenlendi. Daha sonra İkinci Dünya Savaşında taşımacılık maksadıyla küçük planörler ve 60 asker taşıyabilen büyük planörler yapıldı. Savaştan sonra planör uçuşları, yeniden bir spor olarak önem kazandı ve bütün dünyada yaygın bir hale geldi.

Planör ve Planörcülüğün Özellikleri

Planörün uçağa nazaran daha ucuz olması, basit tekniği, çekiciliği, kitle sporuna dönüklüğü, kültürel araştırma ve bilgiye sahip olması bakımından önem taşır. Planörcülüğün bu özellikleri bu sporu yapanların gündelik işlerinden ayrılmadan bisiklete binmek, paten kaymak ve diğer sporlardaki gibi uçma hevesi olanlara da kolay uçuş imkanı verir. Planör uçuşları; hevesli gençliği havacılığa hazırlar, pilot olma imkanlarını ve millet içinde uçucu elemanların amatörce yetişmesini sağlar.

Planörle uçuş eğitimleri için 700 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde bir saha kafidir. İlk çalışmalar için meyili çok olmayan 100 metrelik iniş yapılabilecek sırtlar seçilir. Planörün uçabilmesi için herhangi bir güçle havalandırılmasına ihtiyaç vardır.

Planörü havalandırmak için kullanılan usuller:

1) Yüksek sırtlardan boşluğa salıverme,

a) Lastik halatla,
b) Otovinçle çekerek havalandırma,

2) Uçakla çekerek havalandırma,

3) Otomobille çekerek havalandırma,

4) Planöre takılan küçük ve hafif motorla havalandırmadır. Motorlu planör denilen bu usulde motor, planörü istenilen irtifaya çıkarmak için kullanılır. Daha sonra stop edilerek normal planör uçuşu yapılır.

Bu usullerden herhangi biriyle yükseltilen planör devamlı olarak düz uçuş yapamaz, az da olsa irtifa kaybederek uçar. Planörün uçuş hattı ile ufuk arasındaki bu açıya “süzülüş açısı” denir. Planörlerin değerlendirilmesi bu açıya göre yapılır. İkinci Dünya Savaşından önce, yüksek performanslı bir planörün en iyi süzülüş açısı yaklaşık 1:25 idi. (Yani, dikey olarak 1 birim irtifa kaybedinceye kadar yatay olarak 25 birim mesafe, gider.) 1955 yılından sonra, planörler geliştirildi ve 1:35’lik süzülüş açısı sağlandı. Bu gelişme, planörün yapımında geleneksel çam, vb. ağaçlardan yapılan kontraplakların kullanılmasına karşılık, yüzey kaplamalarının geliştirilmesiyle ve laminer (düzgün) aerofoil’lerin kullanılmasıyla sağlandı. Günümüzde planörlerde fiberglas yapı malzemeleri ve sentetik reçineler kullanılmakta ve 1:50’lik süzülüş açıları sağlanmaktadır. Bu plastik maddeler, modern yarışma planörlerine, önceki planörlerdekinden daha yüksek hızlarda, daha iyi süzülüş açıları vermekte ve çok düzgün aerodinamik yüzeyler sağlamaktadır.

Günümüzde yapılan yarışmalarda, planörler, üçgen biçimli bir patern takip ederler. Yarışmacılar bu paterni en kısa zamanda uçmak zorunda olduklarından, planörlerde en az yükseklik (irtifa) kaybı büyük önem kazanır. Pilot, aracı havalandırdıktan sonra, planörün çöküş hızından daha büyük bir hızla yükselen bir hava akımı bulmak zorundadır. Böylece istenilen yüksekliği veya hava akımını bulan pilot, yapabildiğince kısa sürede istenen istikamete yönelir. Devamlı olarak irtifa kaybeden planör, yukarı doğru yeni bir hava akımı bulduğunda yine yükseklik (irtifa) kazanır. Planör uçuşlarında kaldırıcı etki gösteren bu hava akımları, ısınan havanın yükselmesi esasına dayanan sıcak hava akımlarıdır. Ayrıca yüksek tepe yamaçlarında da yükselen hava akımları içinde planörün saatlerce uçması mümkündür.

Planörlerin uçuş kumandaları, uçaktaki uçuş kumandalarına benzer. Bazı planörlerde sürati azaltmak ve küçük alanlara inişi sağlamak için kuyruk paraşütleri kullanılır. Planörlerde, uçaklarda olduğu gibi hızı gösteren sürat saati; yüksekliği gösteren altimetre; irtifa kaybını gösteren varyometre; yatışı gösteren sun’i ufuk gibi cihazlarla donatılmaktadır. Bazı planörlerde ayrıca oksijen donanımı, radyo, kanatlar içinde taşınan ve hız artışı sağlayan su safraları, en iyi süzülüş açısı veren daha başka donanımlar da kullanılmaktadır.

Planör çeşitleri:

Günümüzde çeşitli türlerde planörler vardır. Bunlar:

1. Tek kişilik planörler: Çeşitli biçim ve büyüklükte olabilir. Spor ve yarış maksatları için yetişmiş planör pilotları tarafından kullanılır. Modern fiberglas yarış planörlerinin kanat açıklıkları, standart sınıf için 15 m, açık sınıf için 23 m’ye kadar olabilmektedir.

2. İki kişilik planörler: Eğitim uçuşlarında, uçuş kumandalarının öğretilmesinde ve iniş, kalkış eğitimlerinde kullanılırlar. Uçuş eğitim için kullanılan planörlerin çoğu, ağaç yapılı eski tiplerdir.

3. Personel ve malzeme taşıma planörleri: İkinci Dünya Harbinde olduğu gibi, personel ve malzeme taşımak için kullanılırlar.

Planörcülük havacılığın pratik çalışmalarının esası olup, toplum sporu oluşu ile intizam ve uçuş disiplini kaynağıdır. Çok daha ucuz yoldan havacılık kabiliyetinin anlaşılmasını ve pilotaj eğitimi sağlar. Kişinin kendine güveni motorsuz uçuşlarla en yüksek seviyeye ulaşır. Gençliğe havacılık sevgisini aşılamak ve geliştirmek bakımından yeri büyüktür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz