Mürtedin, fesat çıkaranın ve baş kaldıranın hükmü ile ilgili hadisler

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur; Sizden biri dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri mahvolmuştur. Onlar cehennemliktir. Ve ebediyyen orada kalacaklardır. (Bakara sûresi, 217)

Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur; Allah ve Resûlüne karşı muharebe edenlerin, yeryüzünde fesat çıkarmakla uğraşanların cezası ölüm, yâhûd çapraz olarak, el ve ayaklarının kesilmesi, veyâ sürgündür. Bu, onların dünyadaki rüsvaylıklarıdır. Âhirette de onlara büyük azap vardır. (Mâide sûresi, 55)

— Abdullah (r.a), Peygamber s.a. şöyle buyurmuştur; Allah’tan başka ilâh olmadığına, benim de Allah’ın Resûlü olduğuma şehâdet eden müslümanın kanı ancak üç şeyle helâl olur. Bir kimseyi öldüren öldürülür. Zinâ eden evli, recmedilir. Dînini bırakıp İslâm cemaâtından ayrılan da öldürülür. (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Neseî)

— İkrime’den rivayet edilmiştir. Ali (r.a) müslümanlıktan dönen bir kavmi ateşte yakmak sûretiyle cezalandırmıştı. Hâdise îbn-i Abbâs r.a.’a haber verilince, îbn-i Abbâs;

Ben olsaydım, onları yakmak değil, kılıçla öldürmek sûretiyle cezalandırırdım. Çünkü Resûlüllah (s.a.) Dîninden dönen kimseyi öldürünüz buyurmuştur. Onları ateşte yakmazdım, zira Resûlüllah (s.a) Allah’ın cezalandırdığı cezayı insanlara tatbik etmeyiniz buyurmuştur, dedi. îbn-i Abbâs’ın bu açıklamasını duyan Hz. Ali; İbn-i Abbâs haklıdır, doğruyu söylemiştir, şeklinde konuşmuştur. (Tirmizî, Ehû Dâvûd, Buhârî)

— Enes (r.a) şöyle demiştir; Ukl kabilesinden bir grup Peygamber s.a.’e geldi. Müslümanlığı kabûl ettiler. Fakat Medine’de, karın hastalığına tutuldular. Peygamber s.a. zekât develeri ile bâdiyeye çıkıp, orada süt ve sidiklerinden içmelerini emretti. Onlar da aynen bunu yaptılar, iyileştiler. Sonra irtidâd edip, deve çobanlarını öldürdüler ve develerini beraberinde alıp kaçtılar. Resûlüllah s.a. bunları yakalatmak için arkalarından takipçiler gönderdi. Takipçiler mürtedleri yakalayıp getirdiler. Peygamber s.a bunların el ve ayaklarını çapraz olarak kesti, gözlerini oydu; kanın durması için aslâ bir ilâç kullanmadı. Böylece öldüler. Bir rivâyette: Sonra onları güneş sıcağının altında bıraktı. Susayıp, su istedilerse de, kendilerine su verilmedi. Böylece ölüp gittiler. (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesei)

— Ali r.a’den, Peygamber s.a. şöyle buyurmuştur; Ahir zamanda küçük dişli, zayıf akıllı bir kavim çıkacaktır. Kur’an ve Hadîs, dillerinden düşmeyecektir. İmanları sözden ibârettir. Ok yaydan çıkar gibi dinden çıkarlar. Nerede raslarsanız bunları öldürün. Bunları öldürmekte, kıyâmet gününde, büyük mükâfat vardır. (Buhârî, Müslim, Tirmizi)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here